Paylaş

Alkali beslenme kavramı, kökleri geçmişteye dayanan bir diyettir ve ilk olarak William Howard Hay tarafından tanıtılmıştır. Alkali beslenmeyi konu alan araştırmalar ise 1930’lu yıllara kadar uzanmaktadır. Son dönemlerde popülaritesi yükselen alkali beslenme, yiyeceklerin vücudun pH dengesini etkilediği fikrine dayanmakta ve bu dengeyi korumayı hedeflemektedir. Günümüzde arama motorlarında sıkça araştırılan konulardan biri haline gelmiş olup, yalnızca diyetisyenlerin değil, diğer birçok meslek grubunun da ilgisini çekmektedir. Peki, alkali beslenme nedir, nasıl uygulanır ve faydaları nelerdir? Bu yazımızda tüm detaylara değineceğiz.

Alkali beslenme nedir?

alkali beslenme nedir? faydaları nelerdir?

Canlılar için kritik öneme sahip pH değeri, insanlarda biyolojik olarak normal kabul edilen 7.4 alkali seviyesindedir. Tükettiğimiz her gıda, vücuda girdikten sonra sindirilmeye başlanır ve nihai ürün olarak sindirim tamamlanır. Bu süreç, genel olarak metabolik artıklar olarak adlandırılır ve eğer bu artıkların asitlik derecesi yüksekse, alınan gıdanın asitlik derecesinin de yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Günlük hayatta sıkça tüketilen pek çok gıda asidik özellikte olduğundan, vücudun pH dengesini bozarak asitliğin artmasına ve bu durumun hücrelerin işleyişine ve organlarımıza zarar vermesine yol açabilir. Sonuç olarak, vücudun asit seviyesinin artması, genel sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Alkali beslenme, vücudun asitlik seviyesinin yükselmesini engelleyerek istenmeyen sağlık problemlerinin ortaya çıkmasını hedefler.

Alkali beslenme nasıl uygulanır?

alkali beslenme nedir? faydaları nelerdir?

Her diyet gibi alkali beslenme de bireysel olmalıdır; sağlık durumu, günlük gereksinimler ve yaşam koşulları dikkate alınarak uygun bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Alkali beslenmede gıdalar alkali ve asidik olarak sınıflandırılsa da, bir gıdayı tamamen beslenme düzenimizden çıkarmanın çeşitli vitamin ve mineral eksikliklerine neden olabileceği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, böyle bir beslenme planının diyetisyen kontrolünde ve genellikle 3-4 hafta boyunca uygulanması önerilmektedir.

Hangi gıdalar alkali etki yaratır?

alkali beslenme nedir? faydaları nelerdir?

Besinler, içerdiği mineral çeşitlerine göre asidik veya alkali olarak iki gruba ayrılmaktadır. Alkali besinler, magnezyum, manganez, demir ve potasyum gibi daha çok alkali özellik taşıyan mineraller içerir. Meyveler, şekersiz meyve suları, özellikle ıspanak ve patates gibi sebzeler, baklagiller, yağlı tohumlar, maden suyu ve kırmızı ve beyaz şarap gibi fosforlu içecekler alkalin yükü düşük ve zengindir. En fazla vitamin ve mineral içeren gıdaların tüketimi öncelik taşımalıdır; buna en güzel örnek limondur. Limon, yapısını itibarıyla asidik bir yiyecektir ancak alkali değeri oldukça yüksektir. Alkali beslenmede bu tür gıdaların tüketimi özellikle önemlidir. Alkali gıdaları genel hatlarıyla şu üç gruba ayırabiliriz:

Yüksek seviyeli alkali besinler: Karpuz, mandalina, şeftali, ahududu, Trabzon hurması, avokado, brokoli, salatalık, soğan, sarımsak, ıspanak, kereviz, domates, lahana, karalahana, sebze suları, Japon eriği, patates, spirulina, deniz yosunu, deniz tuzu, maden suyu, lotus kökü, mercimek, limon, karbonat.

Orta seviyeli alkali besinler: Roka, pancar, havuç, kabak, pazı, fesleğen, zencefil, yeşil yapraklı sebzeler, marul, taze fasulye, sivri biber, bezelye, şalgam, bamya, pırasa, turp, kuru fasulye, kırmızı soğan, kırmızı lahana, tatlı mısır, baharatlar, soya sosu, yaban havucu, maydanoz, zeytin, hardal, şeker kamışı, mango, yer lahanası, kivi, yosun, kombucha, hindiba, böğürtlen, karahindiba, kestane, kırmızı biber, kaju fıstığı, kuşkonmaz, kayısı, elma, kinoa, chia tohumu, taze hindistan cevizi suyu.

Düşük seviyeli alkali besinler: Badem, badem sütü, elma sirkesi, elma, enginar, avokado, dolmalık biber, kahverengi pirinç, lahana, karnabahar, balkabağı, susam, mercimek, kiraz, kara lahana, brüksel lahanası, bezelye, su teresi, patlıcan, yeşil çay, bal, pırasa, maya, papaya, şeftali, greyfurt, nar, hindistan cevizi, hindistancevizi yağı, omega-3 yağlar, armut, turşu, taze patates, kabak.

Hangi gıdalar alkali beslenirken tüketilmemelidir?

Kırmızı et, kümes hayvanları, balık, süzme peynir, süt, yoğurt, dondurma, yumurta, tam tahıllar, alkol, beyaz un, mercimek, çikolata, mayalı ürünler, kızartmalar, kafein, soda, fermente ve işlenmiş gıdalar yüksek asit yüküne sahiplerdir ve alkali açısından zayıftırlar. Bu gıdaların alkali beslenme sürecinde tüketimi sınırlanmalıdır.

Yüksek seviyeli asidik besinler: Et, tavuk, yumurta, çiftlik balığı, mantar, peynir, pirinç, kuru meyve, maya, sirke, hardal, marmelat, reçel, bal, kakao, yapay tatlandırıcılar, tatlandırılmış meyve suyu, çay, kahve, süt ve diğer süt ürünleri.

Orta seviyeli asidik besinler: Buğday, makarna, deniz balığı, elma, kayısı, muz, üzüm, böğürtlen, portakal, şeftali, mango, yaban mersini, çilek, doğal meyve suları, ceviz, kabuklu pirinç, keçi peyniri.

Düşük seviyeli asidik besinler: Ayçiçeği yağı, soya fasulyesi, soya sütü, hindistan cevizi sütü, karabuğday, darı, yulaf, keten tohumu, nohut, barbunya, erik, taze hurma, nektarin, kavun, kiraz, ay çiçek yağı, kabak çekirdeği, fındık, tatlı su balığı.

Alkali beslenmenin faydaları nelerdir?

Alkali beslenme; tükettiğimiz gıdaların vücudumuzda biriken toksinlerin dengesini sağlamaya yönelik bir beslenme şeklidir. Bu diyet, sindirim ve bağışıklık sistemimiz üzerinde birçok olumlu etki gösterir. Alkali beslenmenin vücudun pH dengesini düzenleyerek birçok hastalığın önüne geçtiği düşünülmektedir.

  • Vücudun pH dengesini korur ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Sindirim sistemini düzenler ve asidik gıdaların neden olduğu mide sorunlarını önler.
  • Ağırlık artışını önleyerek obezite riskini azaltır; çünkü alkali gıdalar düşük yağ içeriğine sahiptir.
  • Bölgesel yağlanmaya karşı etkilidir; bel ve kalça bölgelerindeki yağlanmayı engeller.
  • Halsizlik, enerji düşüklüğü ve isteksizlik gibi sorunlara çözüm sunar.
  • Vücutta iltihaplanmaları azaltarak eklem, sırt ve kas ağrılarını önler.
  • Cilt sorunları hakkında; akne ve egzama gibi durumlarda iyileşme sağlayabilir.
  • Kemik sağlığını koruma, kan kolesterolünü düzenleme ve kan basıncını azaltma gibi birçok olumlu etkisi de vardır.

Alkali beslenmenin zararları nelerdir?

Popüler diyet trendlerinde olduğu gibi alkali beslenmenin de uzun vadeli kullanımında yan etkileri olabilir. Alkali beslenme üzerine yapılan araştırmalar henüz yeterli düzeyde değildir ve uzun dönem etkileri net olarak bilinmemektedir; ancak bazı gıdaların diyet dışı bırakılmasının vitamin ve mineral kayıplarına yol açabileceği söylenebilir. Özellikle bazı yağ asitlerinde yetersizlik oluşabilir ve et, tavuk, balık tüketiminin azalması kas kaybına neden olabilir. Ayrıca demir, fosfor ve B12 vitamini eksikliklerine dikkat edilmelidir.

Sonuç olarak, alkali beslenme 3-4 hafta gibi kısa bir sürede fayda sağlasa da uzun dönemde tek taraflı bir beslenme durumu, çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Bu beslenme türü hakkında daha fazla araştırma gereklidir ve bir uzman kontrolünde uygulanması önemlidir.